Salı, Kasım 24, 2015

Yalnız Yaşamlara Doğru Bir Değişimin Hikâyesi

Benim doğduğum ev sobalıydı. İlkokula başlayıncaya kadar sobalı evde oturduk. Çocukken kış akşamları herkes bu sobanın bulunduğu odada otururdu. Benim kardeşlerim sobalı yaşamı görmedi. Onlar daha konforlu bir dünyaya adım attılar. Sobalı ısınma sayesinde özellikle akşamları herkesin birbirini görmesi ve iletişim kurma imkânı vardı. Televizyon olmadığı için ajans zamanı radyo açılır memleket haberleri dinlenirdi. Politikacıların yüzlerine ve ağızlarından çıkan sözlere, bugünkü gibi şahit olmadığımız için daha mutluyduk. Bugün yaşadıklarımıza benzer sorunlar o zamanda vardı ancak iletişim ve bilgi dağıtım teknolojisi bugünkü kadar gelişmiş olmadığı için olumsuz haberlerden daha az etkileniyorduk. İnsanlar hem birbirlerine daha yakın olmaları, hem de olumsuz mesajlardan daha az etkilenmeleri nedeniyle günlük hayatlarında daha mutlu idiler. Hane halkları genellikle müstakil evler veya en fazla altı daireli apartmanlarda yaşıyorlardı. Böylece insanlar birbirini tanır, konuşur ve sık sık birbirlerini ziyarete giderlerdi. Yani bugün unuttuğumuz komşuluk vardı. Daha sonra kaloriferli dairelerde yaşamaya başladık. Bunun etkisiyle aile fertlerinin akşamları ayrı odalarda oturma imkânına kavuştu ve ilk ayrılıklar böyle başladı. Kimimiz odamızda kendi dünyamızı kurduk, kimimiz bunu gizlice sigara içme özgürlüğü olarak kullandık. Birlikte yaşama ikinci darbeyi televizyon vurdu. Önceleri erişmesi lüks sayılan bu cihaz, hanelere girdikçe, hanelerinde birbirinden kopma süreci başladı. Başlangıçta sınırlı program seçeneği bir süre daha herkesi bir arada tuttu. Zaman içinde program seçenekleri arttıkça önce aileler, sonrada aile içindeki bireyler birbirinden koptu. Bugün akşam yemeğini bitiren doğru kendi odasına kendi televizyonuna koşuyor. Maddi imkânları iyi, birden fazla televizyona sahip olan ailelerin fertleri birbirlerinden daha çabuk koptu. 2015’e geldiğimizde üçüncü bir gelişme birlikte yaşama çabalarımıza son darbeyi vurdu. Akıllı telefon diye bir alet icat edildi. Aynı zamanda bir eğlence aracı olduğu için hızla yayılıyor. Sosyalleşme amaçlı yapılan toplantılarda bile insanlar yanındakilerle daha çok konuşmak yerine, bu yeni sevgilileriyle oynamayı tercih ediyorlar! Lokantaya gidiyorsunuz anne baba ve çocuklar başları eğik oyuncakları ile oynuyorlar. Anneler ağlayan çocuklarının ellerine akıllı cihazlar tutuşturuyorlar. Hâlbuki birbirleriyle iletişimleri azalmış bireyler için hafta sonu yemekleri ailenin sosyalleşmesi için çok güzel bir fırsat. Anne Candy Crash oynuyor, babalar futbol oynuyor, çocuklarda araba yarıştırıyor, neredeyse yemeği yediklerini zannedip hesabı ödeyip çıkacaklar! Bu şekilde cihazlarla aşk yaşayan bireylerin iletişim becerileri zaman içinde sadece cihazları aracılığıyla kurulan bir teknik beceriye dönüşünce,  sokağa çıktıklarında insan toplulukları içinde doğru iletişim kurma becerilerini yavaş yavaş yitiriyorlar. Bu nedenle spor karşılaşmalarında, ofislerde, sokakta, trafikte insanlar gittikçe daha saldırgan olup, insan olduklarını unutmaya başladılar. Yaşadıkları sanal dünyadaki iletişim onları gerçek dünya için gereken becerilerden gittikçe uzaklaştırıyor. Bunları niye yazdım? Medeniyet, modernlik, çağdaşlık algısı ile geliştirilen birçok teknoloji bizi ve davranışlarımızı radikal bir şekilde değiştiriyor. İnsanların uzunca bir dönem her türlü tehlikeye karşı dirençlerini artırmış olan birlikte olmaktan mutluluk duyma özelliğimizi ve yüz yüze iletişim kurma becerilerimizi gittikçe yitiriyoruz.  Yalnız yaşam, her türlü iletişim zorluğu karşısında karşımızdakini boğazlayacak hale getirdiğine göre, değişim başarılı olmuş, akıllı cihazların aklı bizi geçmiş demektir. Yaşamınıza soktuğunuz akıllı cihazlara dikkat edin sizi değiştirebilirler!

Yazan: Serdar Yurdakul






Hiç yorum yok: