Benim
doğduğum ev sobalıydı. İlkokula başlayıncaya kadar sobalı evde oturduk.
Çocukken kış akşamları herkes bu sobanın bulunduğu odada otururdu. Benim
kardeşlerim sobalı yaşamı görmedi. Onlar daha konforlu bir dünyaya adım
attılar. Sobalı ısınma sayesinde özellikle akşamları herkesin birbirini görmesi
ve iletişim kurma imkânı vardı. Televizyon olmadığı için ajans zamanı radyo
açılır memleket haberleri dinlenirdi. Politikacıların yüzlerine ve ağızlarından
çıkan sözlere, bugünkü gibi şahit olmadığımız için daha mutluyduk. Bugün
yaşadıklarımıza benzer sorunlar o zamanda vardı ancak iletişim ve bilgi dağıtım
teknolojisi bugünkü kadar gelişmiş olmadığı için olumsuz haberlerden daha az
etkileniyorduk. İnsanlar hem birbirlerine daha yakın olmaları, hem de olumsuz
mesajlardan daha az etkilenmeleri nedeniyle günlük hayatlarında daha mutlu
idiler. Hane halkları genellikle müstakil evler veya en fazla altı daireli
apartmanlarda yaşıyorlardı. Böylece insanlar birbirini tanır, konuşur ve sık
sık birbirlerini ziyarete giderlerdi. Yani bugün unuttuğumuz komşuluk vardı.
Daha sonra kaloriferli dairelerde yaşamaya başladık. Bunun etkisiyle aile
fertlerinin akşamları ayrı odalarda oturma imkânına kavuştu ve ilk ayrılıklar
böyle başladı. Kimimiz odamızda kendi dünyamızı kurduk, kimimiz bunu gizlice
sigara içme özgürlüğü olarak kullandık. Birlikte yaşama ikinci darbeyi
televizyon vurdu. Önceleri erişmesi lüks sayılan bu cihaz, hanelere girdikçe,
hanelerinde birbirinden kopma süreci başladı. Başlangıçta sınırlı program
seçeneği bir süre daha herkesi bir arada tuttu. Zaman içinde program
seçenekleri arttıkça önce aileler, sonrada aile içindeki bireyler birbirinden
koptu. Bugün akşam yemeğini bitiren doğru kendi odasına kendi televizyonuna
koşuyor. Maddi imkânları iyi, birden fazla televizyona sahip olan ailelerin fertleri
birbirlerinden daha çabuk koptu. 2015’e geldiğimizde üçüncü bir gelişme
birlikte yaşama çabalarımıza son darbeyi vurdu. Akıllı telefon diye bir alet
icat edildi. Aynı zamanda bir eğlence aracı olduğu için hızla yayılıyor.
Sosyalleşme amaçlı yapılan toplantılarda bile insanlar yanındakilerle daha çok
konuşmak yerine, bu yeni sevgilileriyle oynamayı tercih ediyorlar! Lokantaya
gidiyorsunuz anne baba ve çocuklar başları eğik oyuncakları ile oynuyorlar.
Anneler ağlayan çocuklarının ellerine akıllı cihazlar tutuşturuyorlar. Hâlbuki
birbirleriyle iletişimleri azalmış bireyler için hafta sonu yemekleri ailenin
sosyalleşmesi için çok güzel bir fırsat. Anne Candy Crash oynuyor, babalar
futbol oynuyor, çocuklarda araba yarıştırıyor, neredeyse yemeği yediklerini
zannedip hesabı ödeyip çıkacaklar! Bu şekilde cihazlarla aşk yaşayan bireylerin
iletişim becerileri zaman içinde sadece cihazları aracılığıyla kurulan bir
teknik beceriye dönüşünce, sokağa
çıktıklarında insan toplulukları içinde doğru iletişim kurma becerilerini yavaş
yavaş yitiriyorlar. Bu nedenle spor karşılaşmalarında, ofislerde, sokakta,
trafikte insanlar gittikçe daha saldırgan olup, insan olduklarını unutmaya
başladılar. Yaşadıkları sanal dünyadaki iletişim onları gerçek dünya için
gereken becerilerden gittikçe uzaklaştırıyor. Bunları niye yazdım? Medeniyet,
modernlik, çağdaşlık algısı ile geliştirilen birçok teknoloji bizi ve
davranışlarımızı radikal bir şekilde değiştiriyor. İnsanların uzunca bir dönem
her türlü tehlikeye karşı dirençlerini artırmış olan birlikte olmaktan mutluluk
duyma özelliğimizi ve yüz yüze iletişim kurma becerilerimizi gittikçe
yitiriyoruz. Yalnız yaşam, her türlü
iletişim zorluğu karşısında karşımızdakini boğazlayacak hale getirdiğine göre,
değişim başarılı olmuş, akıllı cihazların aklı bizi geçmiş demektir. Yaşamınıza
soktuğunuz akıllı cihazlara dikkat edin sizi değiştirebilirler!
Yazan: Serdar Yurdakul

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder