Dünya ve Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya ve Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 30, 2019

İsveç Neden Refah Seviyesi En Yüksek Ülkelerden Biridir?


Neredeyse "refah" kelimesi duyulduğu anda akıllara gelen ilk imgelerden biri İsveç. Peki neden? Türk asıllı bir İsveç vatandaşı  konuyu çok güzel tasvir etmiş:

"İsveç, vatandaşı olduğum ülkedir. İsveç'te refah seviyesi yüksektir, ama bu sandığınız sebeplerden değil. İsveç'teki refah seviyesinin sebebi İsveçlilerin çok para kazanmasından çok İsveçlilerin aşırı derecede tutumlu olması ve hesaplarını bilmeleridir.

Türkiye'de tam tersi bir durum var. Mesela son yıllarda ülkemizde "serpme kahvaltı" modası başladı ve bir çok beyaz yakalı hafta sonları boğaz manzaralı kahvaltıcılara gidip 2-3 günlük maaşını tek öğünlük yemeğe veriyor. Bunu bir İsveçliye söyleseniz kalpten gider. Volvo'da yöneticilik yapan müdürlerin bile evden tost yapıp getirdiği İsveç'te insanların dışarıda yemek yemesi için özel bir durum olması gerekiyor. Birinin doğum günü, evlilik yıl dönümü, mezuniyet gibi özel günler dışında neredeyse dışarıda hiç yemek yemiyorlar. İşe bisikletle veya toplu taşımayla gidip geliyorlar. Ailenin bir tane ufak bir arabası oluyor ve bunu mutfak alışverişi yapılacağında filan kullanıyorlar. Bir evde sadece oturulan odada ışıklar açık oluyor. Bizdeki gibi evde yalnız otururken "ses gelsin de yalnızlık hissetmeyeyim" diye tv'yi açık bırakmıyorlar mesela.

Aldıkları bir paltoyu 10-12 sene boyunca giyiyorlar. Ortalama bir İsveçlinin kıyafet dolabı içerik olarak ortalama bir Türkün dolabının 5'te biri kadardır. Biz bir giydiğimizi bir ay giymeyiz ama İsveçliler bu konuda gocunmaz. Gerekirse 3 günde bir aynı gömleği giyerler. bizdeki gibi her sene cep telefonlarını yenilemiyorlar ve yenilediklerinde de ucuz bir model alıyorlar. Bizdeki gibi her 2-3 senede bir araba yenilemiyorlar. Oturdukları evlerin çoğu tarihi yapılardan oluşuyor ve kimse 150-200 senelik bir binada oturmaktan gocunmuyor. Bizde 15-20 senelik binalara bile eski denip burun kıvrılıyor. Adamlar çöplerini bile geri dönüşümden geçirip elektrik üretiyorlar. Evlerine temizlikçi tutmuyorlar. Bulaşıklarını elde yıkıyorlar. Evde bir şey bozulursa kendileri tamir ediyorlar. Volvo ve İKEA gibi kendi ülkelerinin ürünlerini saymazsak marka takıntıları yok. Karı koca gece gündüz demeden çalışıyorlar. Çocuklar bile genç yaşta iş bulup harçlığını çıkartmaya başlıyor.

Evlerdeki mobilyalarda minimalizm ön plandadır ve ihtiyaç olunmayan mobilya asla alınmaz. evlerde tam olarak yeterli miktarda mobilya bulunur ama fazlası bulunmaz. Ayrıca mobilyalar 20-25 yılda bir yenilenir. Bir isveçli 20 yaşında ailesinden ayrı eve çıkıp kendi evine taşındığında aldığı mobilyalarla 40-45 yaşına kadar idare edebilir.

Bizde ise inanılmaz bir savurganlık var. Kimse üretim yapmıyor ama herkes tüketim yapıyor. Herkes gösteriş peşinde. Herkes rahatına ve konforuna düşkün. Herkes en yeni evlerde yaşayıp, en iyi arabalara binip, çeşit çeşit kıyafet alıp, sürekli dışarıda yemek yiyip, en yeni telefon modellerini kullanıp, en lüks şekilde yaşamak istiyor. Kimse hayattaki hiçbir rahatından taviz vermek istemiyor. İsveç ve Kuzey Avrupa'daki diğer ülkelerde refah kültürü var ama bunun sebebi sandığınız şeyler değil. Onlar para içinde yüzdükleri için değil, tutumlu oldukları için refaha ulaşabildiler."

Demek ki İsveçliler şu ayeti bizden daha iyi anlamışlar;

وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

YİYİNİZ İÇİNİZ, İSRAF ETMEYİNİZ. ALLAH c.c. İSRAF EDENLERİ (KESİNLİKLE) "SEVMEZ". (A'raf Suresi-31)



Dışarıya kapanmak esasen içeriye açılmaktır. Huzur mu istiyorsun? Az eşya, az insan.' 
Franz Kafka

Perşembe, Temmuz 20, 2006

Paris'ten iki mektup

Asagida iki acik mektup bulacaksiniz. Bunlar su anda Paris'te yasamakta olan ve bilimsel calismalar yapan ikidegerli (ve duyarli) Turk vatandasi tarafindan kaleme alinmis. Birinin cagrisina digeri cevap yazmis!.... Yorum size ait.

İLK MEKTUP Fransiz'larin gerçek yüzünü ögrenmek için bu yaziyi lütfen okuyun. Aslinda bu bütün Avrupa Birligi ülkelerinin ortak görüsü ancak her nedenseçikip delikanli gibi konusmayip isi yokusa sürüyorlar. Ben su an Paris'tedoktora calismalari yapmak icin bulunmaktayim.... Buradaki basin yaklasik bir haftadir hergun bas sayfadan Turkiyehaberleri veriyor, ben de sizinle biraz cikan haberleri paylasmakistedim: Oncelikle sunu belirtmeliyim ki burada, sol basin bile artikirkciliga varan bir Turkiye karsitligi yapiyor. Secimlerden sonra cikan haberler zaten Turkiye'yi neredeyse Afganistangibi gosterdi ve hemen ardindan Turkiye'nin AB'ye dahil edilmesine elbirligiyle karsicikilmasi temelini hazirlamak icin gazetelerde Turkiye'yi ve Turklerikucuk dusurucu haberlerin yer almadigi bir gun bile gecmiyor.... Le Figaro'da cikan bir haber Avrupali bir diplomatin, 'Esasinda onlarikimse Avrupa'da istemiyor ancak nasil disarida tutacagimizi dabilmiyoruz," dedigini belirtirken, bugun Le Monde bas sayfadan, GiscardD'Estaing'in, "Turkiye'nin AB'ye girisi AB'nin sonu olur" baslikliroportajini ve D'estaing'in bir grup Turk'u gostererek "onlar bizebenzemiyor" dedigi karikaturunu yayinladi (Le Monde burada en cok okunanve en saygin gazetelerinden biri bildiginiz gibi!!!!)..... Zaten amac, bu sekilde Avrupa halkini hazirlamak ve sonra da Turkiye'ninAB'ye girisini refaranduma baglayarak halktan red cevabialmak....Gazetelerde ayrica hergun okuyucu kosesi mektuplari yayinlaniyor,ben de bir mektup gonderdim ancak henuz basmadilar....basacaklarini daumut etmiyorum. zaten, sonucta demokratik ve ozgur diye gecinen basin suan gercekten felaket derecede irkci ve yanli propaganda yapiyor.....ZatenLe Monde sitesinde, "Kurtler icin Irak savasi buyuk bir firsat" basliklibir bolume bile yer vermis durumda..... Ben AB'ci bir insan degilim,uzuntum AB'ye giremeyecegiz falan diye degil, ancak bu kadar daasagilanmayi Turk milletinin ve ulkemizin hak etmedigini dusunuyorum.... Bize XV. yuzyilda yahudilere ya da Guney Afrika'da apartheid donemindezencilere nasil davrandilarsa oyle davraniyorlar ve Avrupa gercekten deher bakimdan Turkiye'ye dusmanca tutum takiniyor...... Bu arada dun de elime ortaokul ve liselilerin okuduklari bir tarih kitabigecti....Turkiye'yi koloni ulkesi gibi, Mustafa Kemal'i de ulkesinikolonilikten kurtaran (bu arada Ataturk'u tanitmak icin korkunc birkarikatur koymuslar, aglayasim geldi) biri gibi gosteriyorlar ....yaniCezayir, Tunus gibi falan..... ve diyor ki Ortadogu'da Turkiye'nin disindahicbir musluman ulkesi de bagimsizligini 2. Dunya Savasi'na kadaralamadi....buyrun bakalim.....Sonucta verdigimiz isgalcilerden kurtulussavasiydi, tipki Fransa'nin Almanlar'a karsi savastigi gibi; koloniliktenkurtulma savasi degil !!!!! Sonuc olarak, Avrupa medeniyeti bitmis arkadaslar.....inanin ki burasiirkcilik, Hacli zihniyeti ve ikiyuzlulukten gecilmiyor.... Mesajima sonverirken bir de cagrida bulunmak istiyorum, Fransizca bilen arkadaslar,lutfen guzel Fransizcanizla, biraz da bizim sesimizi duyuralim...Le Mondeve Le Figaro okuyucu kosesinde mektuplari yayinliyor Fransizca bilenarkadaslar, elestirilerinizi, Avrupa'nin irkciligini, Turkiye'ye karsinasil herzaman dusmanca tutum alindigi hakkinda biraz fikirlerimizigonderirsek, belki birinciyi, ikinciyi yayinlamazlar ama 10.yu kesinyayinlarlar.... Fransizca bilmeyenler Ingilizce de deneyebilirler. Sevgiler, Saygilar, Emel Akcali/ Fr.Ing.Is <http://fr.ing.is/

YUKARDAKI MEKTUBA CEVAP VEREN BIR VATANDASIMIZ: Ben de bilimsel arastirmalarim icin bir suredir Paris'te yasayan veyurdunu oldukca seven bir Turk vatandasiyim. Emel Akcali isimli zatitanimam ama kendisinin de memleketini tanimadigindan eminim. TurkiyeSizlerin de cok iyi bildigi gibi malesef Turkiye Ankara,Istanbul veIzmir'in kalbur ustu semtlerinden ibaret degildir. Turkiye orneklemi neAnkara'daki Tunalihilmi Caddesi nede Istanbul'daki Bagdat caddesidi ne deIzmir'deki Hatay Caddesi'dir. Hayatimin bir kismini Paris'te gecirdigim gibi, bir kismini da Anadolu'nunkasabadan bozma yeni il olmus bir kentinde acil servis hekimligi yaparakgecirdim. Bu nedenle Turkiye nedir Avrupa neresidir ve kime Turk denirkime benzer iyice ogrenme firsatim oldu. Biz Onlara benzemedigimiz kadaronlarin da bize benzemedikleri kesin. Hem de hicmi hic benzemiyorlar.Adamlar kitap okuyorlar. Alelade bir Fransiz'in evinin bir odasinin tumduvarlari mutlaka kutuphanedir. Burada elevizyonda yazili izni olmadan kimsenin yuzunu dahigosteremezsiniz (haber ne olursa olsun) Fransiz televizyonlarindapaparazzi programi yoktur, bulunmaz. Fransa'da iki banka hesabiactiramazsiniz. "illa ki tek bir tane olmak zorunda" ve gene nedenininicinini aciklamadan 500 Euro'nun uzerindeki parayi baskasinagonderemezsiniz. Bir hafta icinde bankamatikten 250 Euro'dan fazla paracekemezsiniz (bu Turkiye'de gunluk limittir) Daha fazlasi icin dehesabinizda para olsa dahi bankaya nedenini bildirmek zorundasiniz.Bankaya durup dururken 500 Euro'dan fazla nakit para yatiramazsiniz. Oparayi nereden ve kimden aldiginizi soylemek zorundasiniz. Bu haliyleTurkiye tam bir ozgurlukler ulkesi degil mi????? Gelelim Sosyal devletkavramina; Fransa'da belirli bir gelirin altinda (yilda 20000 Euro / kisibasi) para kazaniyorsaniz, kazanciniz oraninda devlet kiranizi oder.(%65'e varanmiktarlarda) Her dogan cocuga daha dogmadan ayda 130 Euro paraverir. (Nerede ise Turkiye'deki asgari ucret) Ama bu paranin kullanilacagiyerleri de denetler. (Cocuk bakicisi, kres, okul makbuzu v.s.) Fransa'daistihdam yaratmak icin haftalik calisma saatleri gecen yil 39 saatten 35saate indirilmistir. Devlet kendi eliyle ayni isi yapmak icin daha fazlaadam istihdam etmektedir. Gelelim Turkiye'ye: Benim doktor olarakcalistigim 200.000 nufuslu anadolu kentinde cocuklarin 2 yasindan oncehastalanarak Ölebilecekleri "dogal" kabul edildigi icin doktoragoturulmezdi.Goturulse bile ilaclari alinmaz, masraf yapilmazdi. Ama cocuk2 yasini devirmisse, yatirim yapilabilirdi. Cocuklar kisin zaturre, yazin ishalden olurlerdi, 3 yasindaki cocugaAnkara-Samsun karayolunda saatte 120 km ile giden yolcu otobusu carptiginibilirim.(ne isi varsa o cocugun) Gene ayni sehirde issizlik %65 okuryazarlik oarani kadinlarda %70 idi. Bu il merkezimizde hergun en az 10-12 adli vaka olur, yurdum insanikendini bilmezce icki icip daha sonra birbirinin bogazini keserdi.Kesmeklede kalmaz, sonra hastaneye getirir ve "kurtar bunu doktor, yoksaseni gebertirim" derdi. Bunu goren hastane polisi ilk ortadan kaybolaneleman olurdu. Bahsettigim sirin ilimizin bir beldesinde 6500 nufus yasamaktadir. Ancakbu belde belediyesinde calisan tam 2200 isci vardir. (Iste gercek secimyatirimi..) Bu iscilerden hicbiri ise alindiklarindan beri hic maasalamamistir.Belediye bu iscilerin sigorta pirimlerini odeyemez. (aylikfaizini dahi odeyemez) Ama halk hastanelere gider gider gelir. Bu beldedeher iki kisiye bir belediye iscisi dusmektedir. (kendini saymiyoruz) degilFransa dunyanin hicbir medeniyeti bu olcuyu yakalayamaz! Turkiye'deyuzbinlerce aile halen tezekle isinmakta iken Fransa'da enerjiTurkiye'dekinin yari fiyatidir. Fransa'da ozel okul, dersane, ozel ders veozel hoca kavramlari yoktur. Her cocuk esit derecede egitim alir. Gercekfirsat esitligi vardir. Temel egitim lise sonuna kadardir ve ucretsizdir. 26 yasina kadar bir genc ogrenci saglik sigortasi kapsamindadir. Tumsaglik giderleri karsilanir. Fransa'da milletvekillerine maas odenmez. Bilemiyorum bu listeyi daha uzatmaya gerek var mi? Benim kizdigim vesinirlendigim ulkemin kacirdigi firsatlar ve etrafa o vurgunculara sactigiparalardir. Ulkemin insani malesef kara cahildir ve bu artik bir toplumpolitikasi halini almistir. Bir duzenbaz parasiyla siyasete atilip 3 aydapilav ustu doner dagitarak %7.5 oy aliyorsa, Bir dolandiricimemeleketinden 20000 oy aliyorsa ve niye ona oy verdiniz diye soranlarahalkim "Hepsi soyguncu, bu soyguncu'nun kirali, biz de gittik en kiralina oy verdik" diyebiliyorsa..... Gercekten biz cok farkliyiz demektir. Bununicin adamin gazetesine cizdigi karikature gocunmaya gerek yok. Malesef Ataturk'un mirasina sahip cikamadik. Halkimizi egitemedik,egitimli, kulturlu, insan azinligin da azinligi hale geldi. Bu 1980sonrasi siddetle koruklenen politikalarin eseridir. Yeni bir kusak geldive olaybitirdi.Bunun icin avrupa'daki gazetelere mektup yazmaya gerek yok, bizonce kendi gazetelerimize mektup yazalim da, "kulhan agzi" ile mangaldakul birakmayan 3 gunluk yazarlari kovalayip yerlerine yazar gibi yazar bulalim, insanimiza gazete okutalim. 1979 senesinde Turkiye'de basilan yerel gazetelerin sayisi Tum avrupada basilan yerel gazetelerin sayisindan daha fazla idi. Simdi Turkiye'deki tum gazete okurlari ayni partiye oy verse %1'i ancak geciyor. Sen daha kalkmis "Le Monde"a yazi yazmaktan bahsediyorsun. A kardesim, senin mesajini kim kime yazacak, kim kime anlatacak !!!! 1999 senesinde askerlik islemlerim icin gittigim Cankaya AskerlikSubesi'nde kocca bir sandik vardi. Basinda da bir er. Kapidan her girene"TIME'in milenyumun en buyuk lideri" anketi formu uzatiliyordu. Form doldurulmustu. Sen sadece adini soyadini yaziyorsun, pul parasi veriyorsun. Iste bizim Avrupa Birligi de o hesap.... Ne isimiz var bizim oralarda ??? Ben memleketimi mukemmel bir hale getireyim, o gelip benim ayaklarima kapansin. Bu kadar onurumuzu iki paralik etmeyeyim. Yoksa gazetedeki yazi ile Fransizin aklindaki mukemmel Turkiye imaji degismez ki ??? Antalya'da iki hafta tatil yapan Fransiz bir cift bana "HIC TURK GORMEDIKLERINI" soylemislerdi. Cunku sokaklarda carsafli ve sarikli kimse yokmus !!!! Ben daha ne diyim ki? "Haklisin dedim. Antalya ozerk bolge...Turkler giremiyor oraya, turistler icin orasi... Hem zaten cok sicak Ökuz ökuz olunca Avrupa'li olsa ne olur, benim beyin hucrelerime yazik degil mi ?? Adama anlatacam orada Antalya Turk dolu, yok oyle birsey diye...Bosvergitsin....."Turkler Kuzey'de tatil yapiyorlar yazin" dedim gectim..Haksizmiyim ? Cetin Kocaefe BiR YERLERDE KÜÇÜK İNSANLARIN BÜYÜK GÖLGELERİ OLUYORSA, ORADA GÜNEŞ; ERKENBATIYOR DEMEKTİR...